Burun Dolgusu
Cerrahi müdahale istemeyen, uzun iyileşme süreçlerinden kaçınan ve burun yapısı ameliyatsız uygulamalara uygun olan kişiler için burun dolgusu, estetik açıdan etkili bir alternatif sunar. Ameliyatsız burun estetiği yöntemleri arasında en sık tercih edilen uygulamalardan biri olan bu işlem, burnun genel yapısını değiştirmek yerine mevcut hatları daha dengeli ve estetik bir görünüme kavuşturmayı amaçlar.
Burun Dolgusu Nedir?
Burun dolgusu; burun sırtındaki çöküklüklerin doldurulması, hafif kemerlerin kamufle edilmesi, burun ucu düşüklüğünün azaltılması ve burun konturunun dengelenmesi amacıyla uygulanan enjeksiyon temelli estetik bir işlemdir. Cerrahi bir operasyon gerektirmeyen bu yöntem, genellikle hyalüronik asit içerikli dolgu maddeleri kullanılarak gerçekleştirilir.
Amaç burnu tamamen yeniden şekillendirmek değil, küçük dokunuşlarla yüz profiline daha uyumlu bir görünüm kazandırmaktır. Bu nedenle burun küçültme gibi işlemler burun dolgusu ile mümkün değildir.
Burun Dolgusu Nasıl Yapılır?
Uygulama öncesinde burun yapısı detaylı olarak değerlendirilir ve hangi bölgelere dolgu yapılacağı belirlenir. İşlem öncesi burun bölgesi antiseptik solüsyonlarla temizlenir ve ağrı hissini azaltmak amacıyla lokal anestezik etkili krem uygulanır.
Uyuşma sağlandıktan sonra, ince uçlu iğneler veya kanül yardımıyla belirlenen noktalara uygun miktarda dolgu maddesi enjekte edilir. Burun sırtı, burun ucu ve burun-dudak birleşim hattı en sık uygulama yapılan alanlardır. İşlem genellikle 10–20 dakika içinde tamamlanır.
Burun Dolgusu ile Hangi Düzeltmeler Yapılabilir?
- Burun sırtının daha düz ve pürüzsüz görünmesi sağlanabilir
- Hafif kemer görünümü kamufle edilebilir
- Burun ucunda belirginlik ve hafif kalkıklık elde edilebilir
- Burun-dudak birleşim açısı dengelenebilir
- Asimetrik burun hatları kısmen düzeltilebilir
- Travma veya önceki ameliyatlar sonrası oluşan küçük şekil bozuklukları giderilebilir
Burun Dolgusunda Hangi Maddeler Kullanılır?
Burun dolgusu uygulamalarında en sık tercih edilen dolgu maddeleri hyalüronik asit bazlı ürünlerdir. Hyalüronik asit, insan vücudunda doğal olarak bulunan bir madde olduğu için doku uyumu yüksektir ve zamanla vücut tarafından emilir. Bu özellik sayesinde işlem geri dönüşümlüdür.
Burun Dolgusu Kalıcı mıdır?
Burun dolgusu kalıcı bir işlem değildir. Kullanılan dolgu maddesine, kişinin metabolizma hızına ve uygulama miktarına bağlı olarak kalıcılık süresi genellikle 8 ila 24 ay arasında değişir. Dolgu maddesi zamanla vücut tarafından emildiğinde burun eski formuna döner.
Düzenli aralıklarla yapılan tekrar uygulamalar, dolgunun etkisinin daha uzun süre korunmasına yardımcı olabilir.
İşlem Sonrası İyileşme Süreci
Burun dolgusu sonrası iyileşme süreci oldukça konforludur. İşlem sonrasında burun bölgesinde hafif kızarıklık, şişlik veya hassasiyet görülebilir. Bu etkiler genellikle kısa süre içinde kendiliğinden kaybolur.
- İlk 24 saat burun bölgesine baskı uygulanmamalıdır
- İşlem günü makyaj yapılmamalıdır
- Sauna, hamam ve sıcak duşlardan kaçınılmalıdır
- Buruna darbe almamaya özen gösterilmelidir
Hastalar işlemden hemen sonra günlük yaşamlarına dönebilir.
Burun Dolgusunun Avantajları
- Cerrahi işlem gerektirmez
- Genel anesteziye ihtiyaç duyulmaz
- İşlem süresi kısadır
- İyileşme süreci hızlıdır
- Sonuçlar işlemden hemen sonra görülebilir
- Geçici olduğu için karar verme süreci sunar
Burun Dolgusunun Dezavantajları
- Kalıcı bir çözüm değildir
- Burun küçültme işlemi yapılamaz
- Sadece sınırlı estetik sorunlara çözüm sunar
Burun Dolgusu Kimler İçin Uygun Değildir?
Gebelik ve emzirme döneminde burun dolgusu uygulanmaz. Ayrıca aktif cilt enfeksiyonu bulunanlar, pıhtılaşma bozukluğu olan kişiler ve ciddi dolaşım problemleri bulunan hastalar için bu işlem uygun değildir. Uygulama öncesi mutlaka uzman hekim değerlendirmesi yapılmalıdır.
Burun Dolgusu Uygulamalarında Olası Riskler
Burun bölgesi damar açısından zengin ve hassas bir anatomik yapıya sahiptir. Bu nedenle burun dolgusu mutlaka deneyimli ve uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Yanlış teknikle yapılan uygulamalarda damar tıkanıklığı, cilt beslenme problemleri ve doku hasarı gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
Doğru ürün, doğru teknik ve steril ortam sağlandığında riskler minimum seviyededir.

